Sigara İçmek Ya da İçmemek

Ağustos 6, 2007 at 11:00 am (Hayat ve Ayna)

142sigara.jpg

23 Receb 1428 /Pazartesi

Her gün sigara içen Müslümanlar 9.6 milyon dolar İsrail’e para gönderiyor.

 İşte CIA’nın resmi istatistik bilgilerinden bir bölüm:

1. Dünyadaki toplam nüfus: 6.5 milyar.

2. Toplam Müslüman sayısı ise: 2 Milyar.

3. Sigara içen insan sayısı: 1.15 milyar.

4. Sigara içen Müslüman sayısı ise: 400 milyon.

5. En büyük sigara üreticisi: Phillip Morris.

6. Phillip Morris’in kazancının yüzde 12’si İsrail’e gider.

7. Günlük, Müslümanların Phillip Morris’e kazandırdığı cirosu: 800 milyon dolar.

8. Ortalama kâr yüzdesi ise: Yüzde ondur.

 9. Phillip Morris’in, Müslümanlardan ortalama günlük kârı: 80 Milyon dolar.

10. Böylece her gün sigara içen Müslümanlar 9.6 milyon dolar İsrail’e para gönderiyor.
 

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Msn Konuşmalarına Dikkat…

Temmuz 14, 2007 at 7:34 pm (Hayat ve Ayna)

 

 29 Cemaziyülâhir 1428 / Cumartesi

 

al-awadi1.jpg

                                                                                   

Bir sahabinin aşk hikayesi….

İsmi Mersed ibnu ebi Mersed…

Önemli bir sahabe…

İslamdan önce bir kızı seviyordu…

Aşık…

İslam yok..Din yok…ve O bir kıza tutkun…

O İslama girdi ama kız Müslüman olmadı…

O hicret etti…Kız ne Müslüman oldu ne de hicret etti…

Mersed bir kahraman…

Ne yapıyordu?…Medineden Mekkeye ye gidip esirleri kaçırıyordu…

Kahraman!!!….

Gece Mekkeye gidiyor bir esiri alıyor…Her seferde bir esir…

Rasulullah(s. a.v) ta bu sahabeden memnun…O bir kahraman…

Günlerden birgün Mersed geceyarısı Mekke de…Gizleniyor…

Bu sırada onu eski aşığı görüyor…müşrik bir kadın!…ismi Anak…

Mersedi uzaktan gördü: Bağırdı: -Mersed!!!Mersed! !

Mersed: -Evet Sen kimsin?

-Ben Anak!!!Sevgilin… Aşığın….Mersed rahat bir yaşama ve bir yatağa ne dersin?Eski günlerimiz gibi!!!

-Ya Anak!Allah bizlere zinayı haram kıldı!!!

-Sadece bir gece!….

-Haram!!

-Ya Mersed!!!Hatırlasana!!!

-Maazallah!! !Ben Allah’tan korkuyorum…

(Şeyh Nebil el-Avadi: Ne kadar kız dine bağlandı ama erkek arkadaşını bırakmadı,ne kadar genç dine bağlandı ama kız arkadaşını bırakmadı. Sabırlılar nerede????)

Biliyormusunuz Anak ne yaptı? Bağırdı…

-Ey Mekke Ehli…EyMekke Ehli!!!!!!Bu kişi Mersed esirlerinizi kaçırıyor…

Onu açığa çıkardı!

Yani ya haram işlersin yada ölürsün!!!!…

İnsanlar kılıçlarını,hançerlerini kuşandılar ve Mersedi aramaya başladılar.

Mersed kaçtı yanında bir esir vardı, onu sırtında taşıyordu bir çukur buldu ve içine girdi….Mersedin başının yanında durdularda onu bulamadılar..Allah göstertmedi…Kurtuldu…

Medineye gitti…Rasulullah( S.A.V) e ulaştı…

Biliyor musunuz Mersed ne dedi?

‘’Ya Rasulallah Anak müşrik bir kadın.Onunla evlenmem helal midir?’’

(O kadın onun yerini açığa çıkardı!!!Ama yine de helal yoluyla evlenmek istiyor…Aşık! Ama haramı asla düşünmeyen bir adam…)

Rasulullah(s. a.v) cevap vermedi…henüz vahiy inmedi…hüküm yok…Allah’tan gelecek vahiy bekleniyor…

Daha sonra Allah azze ve celle şu ayeti indirdi:

‘’ Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.’’ Nur S.3

(Harammmm! Zinaya alışmış bir kadınla evlenmen haram! Vallahi onu seviyorsan bile…. Vallahi kalbin ona bağlanmış olsa bile…Gece onun hatıralarıyla uyuyorsan bile…Haram!!! )

Rasulullah(s. a.v):

’’Ya Mersed Allah sana bunu haram kıldı’’ dedi…

Mersed bu kadını bir daha asla düşünmedi…

Şeyh Nebil El-Avadi: ‘’Geceleri uyuyamıyorlar!!!!…Neden! !!!!….Kilosu 60 kiloydu düştü 30 a….30 kilo nereye gitti!!!…sevgi! !!….aşk!!!…

kimya kitabını açıyor dengelere değil kızın resmine bakıyor!!!!…

Kanunlar değil onun resimleri,şekli var kitapta….Anne zannediyor ki ders çalışıyor…Hayır!!Ders çalışmıyor!!!

Gece uyumuyor balık gibi ters düz oluyor….yatağın üzerinde pişiriliyor sanki…onun düşünerek yatıyor….onu düşünerek uyuyor!!! Hep korku…hep gözyaşı…hep kaygı…hep gam…

Çünkü o Allah için olan bir sevgi değil…. “  Şimdi bir genç kızın yaşadığı başka bir aşk hikayesi….Oda bana yaşadığı olayı yazıp göndermiş…

Diyor ki vallahi ben muhafazakar bir insanım…Muhafazakar bir ailenin çocuğuyum…hatta dindar bir ailenin…Hikayem internetle başladı…

Kardeşlerim bugün yaşanan aşkların yüzde 90 nın başlangıcı internet…Olayların başı hep internet…Şeytanın iplerinden bir ip…

Genç kız diyor ki: ‘’İnternette forumlara ve chat odalarına giriyordum…İnsanları Allah’a(dine yönelişe)çağırmaya başladım…

Birgün bir gençle tanıştım onu Allah’a çağırıyordum….

(Bir genç kız bir genci Allah’a çağırıyor!!!…Ama şeytanın aralarına girdiğini anlayamadı… Allah’a olan davet kesildi…Allah’ a olan davet başka bir şeye davet oldu!!!)

Diyor ki: ‘’Bu gençle Allah’a olan davetimin en güzelini yapar olmuştum…terbiyeliydi… ahlaklıydı…’’

(Benimle 2 gün önce konuşan bir hanım gibi….Eşini (chat yüzünden)kaybettikten sonra bana diyor ki: Vallahi Ya Şeyh…Bizim netteki ilişkimiz iffetli bir ilişkiydi,masumdu… Eşim var diyosun ve iffetli bir ilişkiden bahsediyosun! !!!….dedim…

diyor ki: Vallahi öyleydi Ya Şeyh!!!….Müezzin ezanı okumaya başladığında git namaz kıl diyordum..namazını gidip kılıyordu Size yemin ederim ki bana bu lafı söyledi….Maşallahhhh!Çok iffetli bir ilişki …. Şimdi evlilik hayatı parçalanmış… ’’

Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.’’Araf 182 )

Kız genci Allah’a davet etmeye başladı…Bir kere….iki kere…Genç soruyor o cevap veriyor…. genç soruyor o cevap veriyor….

Tabi bazı gençler zeki!!!…Hayra çağıran bir kızı gördüklerinde kendilerini farklı gösteriyorlar… . Zavallı kızda zannediyor ki o genç dindar yada düzelmeyi istiyor…

Kız anlatmaya devam ediyor: ‘’Bana soruyorda soruyordu, bende ona cevap veriyordum….gü nleer aylar geçti…..takiii ona resmimi gönderene kadar….( Şeyh Nebil gençlerin durumunu kendi yorumuyla anlatıyor:‘’Aaaaa ama seninle evlenmem için görmem lazım!!!Caiz mi değil mi?Caizzz…. -e nasıl görüceksin?-resimlerl e…-vallahii bu resim pek hoşuma gitmedi…bitane daha göndersene….hıım güzel bide başörtüsüz resim lütfen… Başörtüsüz resim caiz mi sanki ama gencimiz fıkıh alimi oldu şimdi

Kıza sezdirmeden o ders vermeye başladı!!!Biliyor musunuz neden? Çünkü bazen bir genç kız öyle bir çizgiye geliyor ki geriye dönemiyor…Evlenmek istiyor çünkü eğer evlenemezse musibet ki ne musibet!!!…Çünkü konuştuğu kişiye her sırrını verdi…Şimdi gencin elinde kayıtlar…konuşmalar….resimlerr var…kızın bütün geçmişini biliyor….Musibet! !!…Eğer kız evlenmezse intihar edebilir…Şimdi kız gencin kabul etmesi için her şeyi verebilir…. Resimlerden sonra….buluşmak istiyor…buluşmadan sonra!!!!!!! !!!

BİR BAKIŞ!!!…BİR TEBESSÜM!…BİR RANDEVU!!!.. VEE BULUŞMA!!!

Bu genç kız bana gönderdiği mektubunda diyor ki :

‘’Her türlü günaha girdim.Şimdi Allah beni kabul eder mi?Tevbe etsem tevbem kabul olur mu?’’ Bir aşk hikayesiydi! !!! …Ey Allah’ın kulu düşün bu hikayenin(olayın) başı nasıldı!!!!

‘’Ey iman edenler!Şeytanın adımlarını takip etmeyin!!’’

Bu yazı Fadilet eş-şeyh Nebil el-Avadi nin sitesi olan emanway.com dan alınarak Seda Ş.tarafından tercüme edilmiştir.  

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Şehid Mücahid Şener

Temmuz 13, 2007 at 4:18 pm (Tanıma-Tanıtma-Tanıştırma/Biyografi ve Tanıtım Y)

 28 Cemaziyülâhir 1428 /Cuma

Bugün bu yiğitler, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Irak’ta ve dünyanın diğer bölgelerinde eşi görülmemiş kahramanlıklar sergilemekte ve Hakk’ın şahitliğini yapmaya devam etmektedirler. İşte onlardan biri henüz 19′unda yaşamının baharında, bu mücadelenin ön saflarında yer alan ve arzu ettiği şehadete kavuşan binlerce gençten birisi olan Konya’lı Mücahid Şenerdir.

 Mücahid 1984 yılında dünyaya gelmişti. O’na isim olarak Mücahid’i seçenler, hiç yanılmamıştı. Mücahid bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde, çok istediği şehadete kavuşmuştu. Allah, O’nun şehadetini kabul etsin. O’nu Firdevs cennetlerinin varislerinden kılsın. Bizi de şehidlerimizin yolundan ayırmasın. Mücahid de diğer akranları gibi güle oynaya büyüdü. Ta ki, bir şeyleri akletmeye başlayana kadar. Hayatının bu döneminde ümmetin halini düşünmeye başladı. Çevresinde ve dünyada olanlara sessiz kalamazdı. Çünkü O, bir müslümandı. Ve sahip olduğu iman, olanlara sessiz kalmasına engel oldu. Çeçenistan’daki müslümanlara yardım etmeye karar verdi. Hayallerini ve rahat olan yaşamını bıraktı. Kendisine yurt olacak olan topraklara yöneldi. Herkesin kendisine kardeş olacağı topraklara.O, mücahid ulemanın cihad çağrılarına icabet etme zamanın geldiğini düşündü. Cihad bölgelerine gidip gelen insanlarla konuştu. Müslümanların içindeki bulundukları zilletten kurtulmalarının yollarını araştırıyordu. Allah, hakkıyla iman eden bu gence rahmet etti, O’nu peygamberler, sıddıklar, salihler ve şehidler yoluna iletti. Mücahid, Allah’ın, mazluma yapılan tecavüzlerin hiçbirinin karşılıksız bırakılmamasının istediğini biliyordu. 2000′li yıllarının başında zulmün kızıl yüzünün tekrar gösterdiği Kafkaslardan gelen ve yankısı hala süren ses Mücahid’e, yıllardır Kur’an ve hadislerden öğrendiği cihadı bizzat gerçekleştirmenin ve özlemini duyduğu şehadete ulaşmanın kapısını aralamıştı. O ses şöyle diyordu. “Ey İslâm ümmetinin aziz evlatları! Aranızda Allah’a verdiği sözde duranlar yok mu? İçinizde bu azmış ve sınırları aşmış köpeklere dur diyecek yok mu? Yahutta samimiyetle ve alçak gönüllülükle ellerini kaldırdığı zaman, duası kabul edilecek bir kişi yok mu? Bizi dualarınızda da mı unuttunuz? Nerede gece yarılarındaki ısrarlı dualarınız? Şimdi dualarınızda unutacaksınız da, ne zaman hatırlayacaksınız? Allah Rasulu şehid olan 70 arkadaşı için dualar etmişti. Bugün binlerce müslüman kardeşiniz öldürülürken sizin dualarınız, yardımlarınız nerede? Siz nerdesiniz? Müslümanların başlarına bir felaket geldiğinde Allah’a yalvarınız. Onların zafere ulaşmaları için her türlü desteği vermekten kaçınmayınız.? Mücahid’in şehadeti yaşadığı cahiliye toplumun ve bende müslümanlardanım diyen fakat müslümanların içinde bulundukları zilletten kurtulması için kılını bile kıpırdatmayan insanlara karşı bir ihtar ve direnişin yeniden ayaklanışı olacaktır inşallah. Allah Mücahid’in ve tüm şehidlerimizin şehadetlerini kabul etsin. O’nun şehadetini tüm insanlığa bir nûr, Allah düşmanlarına da ateş kılsın inşaallah.

Şehidimizin ağabeyi anlatıyor:

“Genelde her zaman beraberdik. Çevredeki insanlar, O’nun namaza ve Kur’an’a yatkın olması dolayısıyla çok seviyorlardı. İslâm’a çok yatkındı. İnsanları çok seviyordu, insanlarda O’nu çok seviyorlardı. Çok şirin bir çocuktu. Allah, herkesin içine sevgi vermişti gerçekten. İmam Hatip yıllarını O’nun için dönüm noktası olmuştu. İmam Hatip yıllarında Kur’an eğitimi ve arkadaşları ile iletişimini geliştirdi. Filistin’de, Bosna’da, Çeçenistan’da müslümanlara yapılan bu zulmü gerçekten kınıyordu ve gerçekten çok üzülüyordu. Mücahid’i tanıyan herkes neye üzüldüğünü, neyi istediğini biliyorlardı. Herkese diyordu “Ortada erkek yok mu? Bu mazlumlara, bu kadınlara, yardım edecek bir erkek yok mu?”diye.

Benim ticaretle uğraşmama biraz kızardı. Askerden izine geldiğimde, Mücahid ticaret ile uğraşıyordu. Bundan dolayı bu sefer ben biraz O’nu eleştirmiştim. Tabi daha sonra bunu öğrenci evlerine ve eğitimlerine katkı olsun diye yaptığını öğrendim. Gerçekten o zaman duygulanmıştım. Üzüntümüz beraber, sevincimiz beraber, herşeyimiz beraberdi.

Mücahid’i; ya Kur’an okurken görürdük, ya da namaz kılarken, Mücahid, hayatını Allah için yaşamıştı. Hiçbir zaman dünya için, ticaret için bunu da böyle yapalım demedi. Şehadeti benim için sürpriz olmadı. Öylesine bizi alıştırdı ki, her zaman kendi kendime diyordum, bir gün şehid olacak.. Zaten yaşarken şehiddi. Annem başta çok üzülüyordu. Allah, gerçekten sabır verdi.”

Şimdi, Mücahid’i davasında kendisine yoldaşlık eden arkadaşlarının anlattıklarıyla tanımaya çalışalım.

Yakın bir arkadaşı Mücahid’i şöyle anlatıyor:

“Mücahid, yaşıtlarının dünyaya bir karış havadan baktığı lise yıllarında, İslâm davasını dert edinmeye başlamıştı. Müslümanların bulundukları içler acısı duruma üzülüyor, acaba ben davam için neler yapabilirim? diye derin düşüncelere dalıyordu. Mücahid’in Kur’an ile dostluğu biz İmam Hatip Lisesindeyken başladı. Bu yolda yardımcı olacağını inandığı ders halkalarına katıldı. “Arkadaşlar zulmün son bulması için Allah yolunda, malımızla ve canımızla cihad etmeliyiz.” derdi.

Dava arkadaşlarından birine Mücahid dendiğinde ağzından şu kelimeler dökülüyor:

Mücahid, dünyanın değişik bölgelerinde müslümanlara yapılan zulmü ve müslümanların zulme karşı verdikleri cihadı yakından takip ederdi. Rus zulmünün yüzyıllardır hüküm sürdüğü Çeçenistan’ın anlamı O’nun için çok farklıydı. Rus zulmüne karşı verilen cihadda şehid olan arkadaşları olmuştu. Mücahid’e cihadı ve şehadeti Çeçen Cihadı öğretti desek abartmış olmayız. Arkadaşlar, iman, davet ve cihad bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Biz eğer ki iman ettikten sonra davet ve cihad görevimizi yerine getirmezsek imanımızdaki samimiyetimiziden söz edilemez. dediğini hiç unutmayacağım.

Öğrenci evlerine bir ilim yuvasına çevirmişlerdi. Davası için tebdir peşinde koşanların aksine bu yola malını ve canını adayan kardeşlerin yaptığı çalışmalar O’nun içindeki cihad ve şehadet aşkını daha da alevlendirmişti. Davet ve cihad için çalışmadan geçen bir günü yok gibiydi. Şehadetten bahsederken çoğu zaman boğazı düğümlenir, gözleri yaşla dolardı. Cihad etmeye 5.5 sene önce karar vermişti. Geceleri yaptığımız yürüyüşlerde cihad ve şehadetten bahsederdi. Cihad meydanında daha aktif olabilmek için koşmak, yüzmek gibi kondisyonunu artıracak sportif faaliyetleri yapmaya çalışırdı.?

Bir arkadaşı Mücahid’in cihad meydanına gitmek için her şeyin hazır olduğunu ve birkaç güne kadar yola çıkacağının haberini aldığında sevincinden yerinde duramaz olduğunu, Allah’ın O’nun yüzündeki nûr’u artırdığını ve Mücahid’in yüzüne eskisi gibi bakamadıklarını, yüzünün haya edilecek bir güzelliğe söylüyorlar.

Cephedeki mücahid arkadaşları, henüz 19′unda Firdevs’e varis olan yiğidimizi haya, ahlâk ve takvaya bürünmüş bir güzel olarak tarif ediyorlar.

Mücahid’in öğrencilerinden biri, Mücahid şehid olduktan sonra gördüğü bir rüyayı şöyle anlatıyor.

Hocamı rüyamda gördüm. Elinde uzun bir liste vardı. İçinde şehidlerin isimleri yazılıydı. Beşinci sırada hocamın ismini gördüm.

Şehadeti:

Mücahid’in şehadetine tanık olan arkadaşı anlatıyor.

“Bismillahirrahmanirrahim

O hayatının baharında şehadeti kazanan yiğit bir gençti. O, Rabbinin cennetine aşıktı… Rabbi?de O’nun isteklerini kabul etti ve O’nu şehidlerin mertebesine çıkardı. Bu asil genci nasıl anlatacağımı bilemiyorum. O’nu anlatırken aciz kalsam da anlatmaya çalışacağım.

“Ben bugünleri çok bekledim. Bugüne kadar sırtüstü çok yattım. Bugün ecir alma ve cennet için yatırım yapma zamanı” derdi.

Vallahi, O’nu, uzak-yakın hiçbir iş için üşengeçlik yaparken görmedim. O, Allah Rasulunun şu hadisi hep tekrarlardı. “Allah yolunda tozlanan ayağa cehennem ateşi değmeyecektir.”

Mücahid’i ya cephane taşırken, ya sığınak kazarken, ya da mücahidleri gıda ve su taşırken görürdük. O, kendisinin boşa geçecek vaktinin olmadığına şartlandırmıştı.

21 Ağustos’ta, tedavi için giden emirimiz Bilal ile gelmişti. Mücahid aramıza gelişinden bir ay sonra, emirimiz Bilal ile bir operasyona katıldı.

Mücahid, 2003′ün Ramazan ayının 27. gecesini nöbette geçirmişti. Sabah 8:30 sıralarıydı. Sığınakta kimimiz Kur’an okuyor, kimimiz ibadetle, kimimizde günlük işleriyle meşgul oluyordu. Nöbetçi; Rusların etrafımızı sardığını ve saldırıya geçmek üzere olduklarını haber verdi. Hemen hazırlandık. Fakat Ruslar saldırıya başlamışlardı. Emirimiz Bilal, sığınaktan çıkar çıkmaz vurularak şehid oldu. Dışarıya çıkanlar iki-üç saniyede şehid oluyorlardı. Sığınağın önünde bir metrelik bir çukur kazmıştık. Dışarı çıkıp ateş ederek o çukura atlamayı düşündüm ve atladım. Bacağımdan ve yanağımdan hafif şekilde yaranlanmıştım. Benden sonrada Mücahid, benden tarafa doğru gelmeye başladı. Çukura tam atlarken diz kapağına büyük bir kurşun isabet etti. O?nu çukurun içine çektim ve çatışmaya oradan devam ettik. Mücahid’in dizkapağına isabet eden kurşun O’nu ağır bir şekilde yaralamış ve dizkapağı arka tarafa doğru kırılarak dönmüştü. Ruslarla aramızdaki çatışma devam ederken, Mücahid’in alnına bir kurşun daha isabet etti. O anda Rabbine ve özlemini duyduğu şehadete kavuştu. O ve diğer kardeşler Kadir gecesinin sabahı şehid düştüler.

Mücahid, çok takvalı, cesur bir gençti. O hepimizden yaşça küçük olmasın rağmen davranışlarıyla bize örnek oluyordu. Yaşına oranla Kur’an ve Hadis bilgisi çok iyiydi. Akşamları Kur?an ve hadis dersleri verirdi. Rabbim, O’nu Firdevs’i A’la’da ağırlasın inşaAllah. Elazığlı Bilal kardeşin emirlik yaptığı, benim ve Mücahid’in içinde bulunduğu grup, Allah’ın dinin üstün tutmak için, malı ve canı ile farklı ülkelerden gelen 14 yiğitten oluşuyordu. Bu gruptan şehid olamayan tek kişi benim.

O, peygamberin de dediği gibi, “Az zamanda çok iş yapan” birisiydi. Aramıza katılalı 4 ay olmuştu.

Ağabeyi:

“Kardeşim Mücahid, Ramazan ayının 27. günü yani Kadir gecesinin sabahı 10:00 sularında şehid olmuş. Annem, kardeşimin şehid olduğu sıralarda bir rüya görmüş. Kur’an okuduktan sonra uyku basıyor. O an rüyasında Mücahid, ayakları bembeyaz nurlar içinde anneme doğru yürüyor. Daha sonra öğrendiğimize göre Mücahid, ayağından yara alarak şehid olmuş.”

VASİYETİ

Euzu billahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim?

Elhamdulillahi rabbil a’lemin vessalatü vesselamu a’la Muhammed

Hamd olsun Allah’a ki, bize İslâm nimetini bahşetti. Bizleri Karanlıklardan nur’a çıkaran Allah’a hamd olsun.

Elhamdulillah ki, Rabbimiz bize İslâm’ı, O’nu yaşamayı, Allah’a kulluk etmeyi,, peygamberi önder seçmeyi nasip etti.

İsmim Mücahid, yaşım 19. Bende bir zamanlar Türkiye’deki gençler gibi, gezen, oynayan, hayallere dalan biriydim. Rabbim, bana 15 yaşımda hidayet nasip etti Elhamdulillah. Kur’an okumaya, Peygamberi tanımaya başladım. Tabi ki, peygamberi tanımakla, Allah?ı tanımakla bu işin biteceğini zannetmiyorum. Muhakkak ki Allah yolunda bir şeyler yapılmasının gerektiğine inandım. Ve benim Kur’an’dan öğrendiğim, Peygamber (s.a.v.)den öğrendiğim şey buydu. Muhakkak ki, bir şeylerin yapılması gerekiyordu. Allah yolunda çaba göstermemiz gerekiyordu. Allah bizden Kur’an’da, O’nun yolunda cihad etmemizi, O?nun yolunda kanımızı akıtmamızı istiyor. Peygamber (a.s.)da bize cihadın faziletlerini anlatıyor. Bende bundan yola çıkarak Allah yolunda cihad etmeye, Allah yolunda savaşmaya niyet ettim. Ve Rabbim bana Elhamdulillah, 4 sene de olsa beklememe rağmen kendi yolunda cihad etmeyi nasip etti.

Kişinin iyilik yaptığında cennete gideceğini, kötülük yaptığında cehenneme gideceğini Allah bize, Kur?an?da söylüyor. Ve Allah öyle bir grup anlatıyor ki Vakıa Suresinde, önde gidenlerden bahsediyor. O önde gidenler her zaman başı çeken insanlardır. O önde gidenler Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. Biz İslâm’ı seçen müslümanlar olarak gerek medyadan, gerekse çevremizden aldığımız duyumlarla müslümanlara yapılan zulümleri gördük. Bazı gazetelerden, televizyonlardan seyrettik. Filistin’de, Çeçenistan’da, Keşmir’de ve dünyanın çeşitli bölgelerinde müslümanlara yapılan zulümleri gördük ve bunların bir an önce önlenmesi, adaletin sağlanması ve Allah-u Teala’ nın Nisa Suresinde buyurduğu gibi, (Nisa 75) savaşmamız gerektiğini anladım. Elhamdulillah ki, Allah bize bu bilinci verdi. Allah yolunda cihad etmeye 4 yıl önce karar vermiştim. Niyet ettim, dua ettim Elhamdulillah Rabbim, dualarımı kabul etti. Ve Rabbim bana görünmez ordularını indirdi, Elhamdulillah ki yolum açıldı. Tabiri caizse cennetin vizesi olan Allah yolunda cihadı nasip etti. Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın ve kendi yolunda şehid olmayı, cennetine girmeyi nasip etsin.

Kardeşlerime vasiyetim.

Sabırlı olsunlar, geride kaldık diye üzülmesinler, dualarında ısrarlı olsunlar. Peygamberimizin bir hadisi var. “Kul benim duam kabul edilmedi demeden önce Allah O?nun duasını muhakkak kabul eder” . Elhamdulillah, Allah bana bunu gösterdi.

İnşallah geride kalan kardeşlerim bana dua ederler, ben de onlara dua edeceğim. Rabbim hepimizi cennetinde, Peygamber (as.)in etrafında, sıddıklarla, salihlerle ve şehidlerle beraber oturmayı, muhabbet etmeyi ve cennette sefa sürmeyi nasip eder inşaAllah.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Demiş ki :

Temmuz 13, 2007 at 3:14 pm (Söz Kalbe Dokununca : Söz İncileri)

 28 Cemaziyülâhir 1428 /Cuma

Edepli davranmakta gevşeklik gösteren kimse  sünnetlerden mahrumiyet ile cezalandırılır. Sünnetleri edâda gevşeklik gösteren kimse bir gün gelir, farzlardan mahrûm bırakılır. Farzlarda gevşeklik gösteren kimsenin akıbeti ise marifetten mahrûm kalmaktır. 

Abdullah bin Mübârek

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Üç Aylar Yaklaşırken…

Temmuz 12, 2007 at 8:30 am (İslâm'ı Yaşayabilmek)

ucaylar.jpg

27 Cemaziyülâhir 1428/ Perşembe

Şuhûr-ı selâse diye  şöhret bulmuş bazı rivayetlerde haram ayların (Zilkade,Zilhicce,Muharrem,Receb) en faziletlisi sayılan şehr-i Receb’i de  bünyesinde barındıran üç aylar geliyor. Türkiye’de M. 16 Temmuz 1 Receb iken Suudî Arabistan ve bazı Körfez ülkelerinde 1 Receb, 15 Temmuz’dur. (http://prayer.al-islam.com/convert.asp?l=trk adresinden bakabilirsiniz)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Next page »